ANA SAYFA     İLETİŞİM
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Türk Psikologlar Derneği ve LGBTİ Çalışmaları
Paylaş 

‘‘Eşcinsellik hastalık değildir ama neden?’’, ‘‘Dernek olarak sizin göreviniz politik cümleler kurmak yerine nedenleri açıklamaktır.’’ Türk Psikologlar Derneği (TPD) LGBTİ Çalışmaları Birimi kuruluşunu sosyal medya kanallarından duyurduğunda ruh sağlığı camiasından alınan ilk tepkiler bu şekildeydi. Eşcinselliğin artık bir akıl hastalığı olarak kabul edilmediğinin duyurulmasının üzerinden kırk yıldan uzun bir süre geçmesine rağmen ruh sağlığı çalışanlarının sanki bunu yeni duymuşlar gibi tepki vermeleri garipti. Belki de bu durumu ülkemizdeki eşcinselliğe karşı duruşun dini argümanlardan bilimsel olduğu iddia edilen argümanlara tahvil edilmesi olarak okumak gerekiyor. Ruh sağlığı çalışanlarında belli bir kesimin tüm bilimsel kanıtlara rağmen bu konuya mesafeli duruşu, doğrusu düşündürücüdür.

1970’lerin ortasında artan bilimsel kanıtlar ve LGBT politik hareketinin etkisiyle Amerikan Psikologlar Birliği (APA) ve diğer profesyonel meslek örgütleri eşcinselliğin bir akıl hastalığı olmadığını duyurmuşlardır. Bunda Amerikan Psikiyatri Birliğinin eşcinselliği Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı’ndan (DSM) çıkarmasının etkisi büyüktür. (APA, 1973) Sonraları Dünya Sağlık Örgütü (WHO, 1990), Amerikan Psikanaliz Derneği (APSAA,1991), Amerikan Ulusal Sosyal Çalışmacılar Derneği (NASW, 2003) eşcinselliğin insan cinselliğinin doğal ve pozitif bir varyasyonu olduğunu, lezbiyen, gey ve biseksüellerin insan onuruna yaraşır bir şekilde kabul görme ve desteklenmeyi hak ettiklerini ilan etmişlerdir. Böylelikle 50’li ve 60’lı yıllarda popüler olan cinsel yönelimi değiştirmeye yönelik müdahalelerde (SOCE) azalma meydana gelmiştir. Bu müdahaleler daha çok davranışsal teknikleri, psikanalizi, tıbbi ve dinsel yaklaşımları içermekteydi.

Ülkemizde eşcinselliğin kader olmadığını, danışanın kendi cinsel kimliği ile ilgili seçme şansının olduğunu, çeşitli yöntemlerle kişinin cinsel yönelimini değiştirdiğini iddia eden kurum ve kişilerin varlığı bilinmektedir. Bu çabaların altında eşcinselliğin iyileştirilebilecek bir hastalık olduğu inancı yatmakta ve eşcinsel cinsel yönelimin heteroseksüellik yönünde değiştirilmesi amaçlanmaktadır. Benzer tartışmalar daha önce ABD’de yapılmış ve halen sürmektedir. 90’ların başında bazı Amerikan Psikologlar Birliği (APA) üyeleri, bir kısım dini organizasyonların ve bireylerin eşcinselliği bir gelişimsel bozukluk, ruhsal ve ahlaksal yozlaşma olarak gören fikirlerinin devam ettiğini, cinsel yönelimi değiştirmeye yönelik gayretlerin potansiyel olarak zararlı olduğunu, bu müdahalelerde eşcinsellerin damgalanmadan intihara kadar birçok riskle karşı karşıya kaldıkları ile ilgili endişelerini APA’ya iletmişler ve 97’de cinsel yönelime yönelik uygun terapötik yaklaşımların tartışılması ve süregelen tartışmanın çözümlenmesi için bir çalışma grubu kurulmasına karar verilmiştir. Çalışma her iki gruptan uzmanların yer aldığı bir ekip tarafından yapılmıştır.

Çalışmada cinsel yönelimi değiştirmeye yönelik müdahalelerin cinsel yönelimi değiştirme konusunda etkinliği, bu tür müdahalelerin zararlı olup olmadığı, cinsel yönelimi değiştirme dışında başka faydalarının olup olmadığı sorularına cevap aranmıştır. Bu kapsamda 1960’dan 1997’e kadar İngilizce olarak yayımlanan 83 makale gözden geçirilmiş, ele alınan makalelerin çoğunun 1978’den önce yayımlandığı (hastalık olarak kabul edildiği dönemlerde), cinsel yönelimi değiştirme müdahalelerinde birçok ciddi metodolojik hataların yapıldığı, sadece birkaç çalışmanın minimum standartları yakaladığı göze çarpmıştır.(1) Bu çalışmanın benzeri cinsel yönelimi değiştirme gayretlerinin potansiyel olarak zararlı olduğunu savunanlar ile danışanların cinsel yönelimini değiştirme, seçme haklarının olduğunuileri sürenler arasındaaki tartışmaların tekrar alevlenmesi nedeniyle on yıl sonra alanda yapılan yeni araştırmaları, çocukları, ergenleri ve eğitim çalışmalarını da kapsayacak şekilde tekrarlanmıştır. Sonuçlar şu şekildedir:

-Dönüştürme terapilerinde küçük bir grup hemcinslerine karşı hissettikleri cinsel çekimde azalma olduğunu, bir kısmı tüm cinsel uyaranlara ilgilerinin azaldığını bildirmişlerdir. Sonuç olarak cinsel yönelimi değiştirmeyi amaçlayan psikolojik müdahalelerin işe yaradığını destekleyen yeterli kanıt yoktur.

-Dönüştürme terapilerine katılanlar cinsel isteğin azalması, depresyon, intihara eğilim ve anksiyete gibi yan etkiler bildirilmişlerdir.İlk başlarda terapiden cinsel davranışı baskılaması bakımından fayda gördüğünü bildirenler uzun vadede terapinin kendilerine zarar verdiğini belirtmişlerdir. Terapileri yarım bırakanların yüksek olması bu kişilerin terapinin zararlı olduğunu deneyimlemelerine işaret etmektedir.

-Bazı katılımcılar cinsel yönelimlerini değiştirmese de çatışmalarını konuşabilecek ortam sağlaması, sosyal izolasyonun azaltılması, destek görme bakımından dönüştürme terapilerinden faydalandıklarını belirtmişlerdir.

Raporun sonuç kısmında eşcinselliğin bir akıl hastalığı olmadığını ve cinsel yönelime yönelik ayrımcılığı reddettiklerini tekrarlamışlar, buna ek olarak psikologların, danışanlarının cinsel yönelimini değiştirme istekleri karşısında ortaya çıkan bazı etik meseleler karşısındaki zorlukların üstesinden nasıl gelineceğiyle ilgili bir takım ilkeler belirlenmiştir.(2)

Birçok alanda olduğu gibi LGBTİ çalışmalarında da birlikte hareket eden APA ve TPD Psikolojide LGBTİ Çalışmaları Uluslararası Ağı (IPsyNet) üyesidir.(3) Diğer üye ülke psikoloji dernekleri ile birlikte cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, cinsiyet rolleri ve bedensel cinsiyet özelliklerindeki çeşitlilik konusundaki psikoloji araştırmalarının yaygınlaştırılması, psikoloji bilgisini insan hakları temelinde,  tüm cinsel yönelim, cinsiyet kimliği özelliklerine uygulamayı, lezbiyen, gey, biseksüel, transgender, transseksüel, interseks ya da kendisini cinsiyet kimliği ya da cinsel yönelimi bakımından başka şekillerde tanımlayan bireylerin bakım standartlarını geliştirecek,  uygulayacak ve yaygınlaştıracak organizasyonların ve üyelerin sayısının arttırılması amaçlanmaktadır.

Tüm dünyada ulusal ve uluslararası ruh sağlığı kuruluşlarının akademik çalışmalar ve insan hakları ilkeleri çerçevesinde eşcinselliği, biseksüelliği ve transları “hastalık” olarak tanımlamaktan vazgeçmiş olmasına, eğitim ve uygulama programlarının buna göre revize edilmiş olmasına ve aksi yönde tutuma sahip olanları şiddetle kınamasına rağmen ülkemizde “dönüştürme terapisi” gibi bilimsel olmayan uygulamalar, bu yönde yayımlanan kitap ve makaleler artmaya devam etmektedir. Ayrıca ülkemiz psikoloji lisans programlarının müfredatlarında cinsel kimlikle ilgili kavramlar ya hiç yer almamakta ya da yüzeysel olarak bahsedilmektedir. Bu durum alanda çalışan psikologlar cinsel yönelimi ya da cinsiyet kimliği ile ilgili sorunlar nedeniyle başvuran danışanları ve yakınlarıyla çalışmakta zorlanmakta ve bilimsel olmayan kaynaklara başvurmalarına neden olabilmektedir. Bu anlamda TPD LGBTİ Çalışmaları Biriminin kuruluşunun birinci yılını geride bırakacağımız şu günlerde psikologlar nezdinde LGBTİ konusunda farkındalık yaratmak, cinsel yönelimi değiştirmeye, belli bir cinsel kimliği dayatmaya yönelik müdahaleler yerine kişinin kendisinin pozitif kabulüne ilişkin bir yaklaşım sergilemeye vurgu yapmak, bu alanda kimlik ve hak mücadelesi veren kurumlarla dayanışma içerisinde olmaya çalıştık. LGBTİ konularındaki eğitim açığını azaltma amacıyla KaosGL Derneği işbirliği ile ruh sağlığı çalışanlarına yönelik danışanlarının ve yakınlarının cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğiyle ilgili başvurularda uygun psikoterapi yaklaşımını tartışmak için LGBT atölyeleri düzenledik. Beklentilerimizin üzerinde katılımcı sayısıyla gerçekleştirilen oturumlarda, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ile ilgili kavramlar, sağlık, psikiyatri ve tıbbın ideolojisi, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ile ilgili önyargı ve stereotipler, homofobi ve transfobi, LGBT bireyler ve psikoterapi ilkeleri, cinsel yönelim gelişim süreci, açılma süreci, LGBT ailesiyle çalışma, trans kimlik gelişimi ve geçiş süreci, travma ve şiddet, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, korunma ve baş etme gibi bir çok konu ele alındı.(4) Yine TPD İstanbul ve İzmir şubelerinde cinsiyet kimliği ve cinsel yönelime yönelik kavramların, homofobi ve transfobinin ele alındığı çeşitli söyleşiler, atölye çalışmaları düzenlendi.(5) LGBTİ çalışmaları alanında yapılan araştırmaları teşvik etmek için Türk Psikoloji Dergisi’nde LGBTİ Özel Sayısının çıkarılması planlandı.Türk Psikologlar Derneği bu konuda halkı ve meslektaşlarımızı bilimsel kanıtlar ışığında bilgilendirmeye, LGBTİ’lerin sağlık hizmetlerinden önyargı, damgalama ve ayrımcılığa uğramadan, tüm eşit yurttaşlar gibi faydalanması için politikaların geliştirilmesi konusunda çaba sarf etmeye devam edecektir.

Kaynaklar

1) American Psychological Association. (1998). Resolution on appropriate therapeutic responses to sexual orientation. American Psychologist, 53, 934-935.

2) APA, 2009. Report of the American Psychological Association Task Force on Appropriate Therapeutic Responses to Sexual Orientation. Erişim Tarihi:18 Haziran 2015, https://www.apa.org/pi/lgbt/resources/therapeutic-response.pdf

3)Erişim Tarihi: 20 Haziran 2015, http://www.apa.org/pi/lgbt/resources/international-network.aspx

4) Erişim Tarihi: 20 Haziran 2015, http://www.kaosgl.com/sayfa.php?id=19270

5) Erişim Tarihi: 20 Haziran 2015,https://www.psikolog.org.tr/index.php?Detail=1168

 



Eklenme tarihi : 21.11.2015




 
Üye Girişi
Kullanıcı Adı
 
Şifre
 
Beni Hatırla
 
 
 

 

 

 
 
 
 
 
 
Kitaplarımız
 
 
Bağlantılar
Türk Psikoloji Dergisi
 
Türk Psikoloji Yazıları
 
Türk Psikoloji Bülteni
Türk Psikologlar Derneği © 2012. All rights reserved.
powered by sinaps iletisim