üye girişi  |  english








yazıcı dostu çıktı...yazıyı büyült...yazıyı küçült...haberi digg sayfanızda paylaşınhaberi delicious sayfanızda paylaşınhaberi facebook sayfanızda paylaşın

 

KBY böbreğin tekrar düzelemeyecek şekilde bozulması ve görevlerini yapamaması sonucunda vücutta su, üre ve diğer zehirli maddelerin birikmesi sonucunda ortaya çıkan bir hastalıktır. Hastalar vücutlarında su birikmesi sonucunda nefes darlığı gibi şikayetlerle ya da üre ve diğer zehirli maddelerin yol açtığı bulantı, kusma, karın ağrısı, halsizlik, güçsüzlük, iştahsızlık gibi şikayetlerle ya da potasyum yüksekliği sonucunda kalbin durması riski gibi durumlarla diyaliz ve böbrek nakli gibi tedavilere ihtiyaç duyarlar.

Ülkemizde şu anda diyaliz tedavisi alan ve böbrek nakli bekleyen yaklaşık elli bin hasta vardır. Her yıl bu hastalara bin beş yüz kişi daha eklenmektedir.

Böbrek yetmezliğinin başta gelen sebepleri arasında nefrit, şeker hastalığı, taş ve idrar yolu enfeksiyonları, yüksek tansiyon, kullanılan ya da maruz kalınan ilaçlar ve bitkiler ya da kimyasal maddelere bağlı gelişen alerjik reaksiyonlar sayılabilir. İdrar miktarında azalma, sık idrara çıkma, gece idrara kalkma, halsizlik, iştahsızlık, yorgunluk, bulantı, kusma, karın ağrısı gibi şikayetler belli başlı belirtileridir. Diyalizde tedavi şekli hemodiyaliz, periton diyalizi ve böbrek naklidir.

HEMODİYALİZ
Vücuttaki damarlardan birine tüp takılması ya da hastaya fistül (atar damar ve toplar damarların birleştirilmesi) açılması yöntemiyle hastanın kanının damardan alınıp bir diyaliz makinesi aracılığı ile süzülerek üre ve diğer zehirli maddelerden arındırılması ve yeniden hastaya verilmesi işlemine denir. Alınan kan diyaliz makinesindeki bir zar aracılığı ile temizlenir. Bu zarın bir tarafından kan, diğer tarafından ise temiz saf su geçirilir. Bu geçiş esnasında kandaki zehirli maddeler suya geçer ve kan temizlenir. Hastalar ilaçların yanı sıra sıkı bir diyete tabidirler.

PERİTON DİYALİZİ
Karna takılan bir tüp vasıtası ile karın boşluğuna sıvı verilerek kanda bulunan üre ve diğer zehirli maddelerin temizlenmesi olayına denir. Karna verilen sıvı günde dört defa değiştirilerek karın zarı aracılığı ile kandaki zehirli maddeler sıvıya geçer ve vücut dışına atılır. Periton diyalizi hastanın evinde, aileden birinin yardımı veya hastanın kendisi tarafından uygulanabilir. Dolayısıyla periton diyalizinde hastanın kendi tedavisini yürütme şansı daha fazladır.

Diyet kısıtlaması hemodiyalize göre daha azdır. Bu uygulamanın en sık görülen yan etkisi enfeksiyon kapma riski taşımasıdır. Dolayısıyla temizlik koşulları (el ve karna takılan tüpün temizliği ve karın pansumanı) önemlidir.

Diyaliz hastalarında sıkı bir diyete uyma zorluğu hastada engellenme ve zorlanmalara sebep olmaktadır. Sodyum, potasyum, protein, fosfor ve sıvının azaltıldığı bir diyet söz konusudur. Bu birçok meyveyi, kuru baklagilleri ve hayvansal gıdaları (et, süt, yoğurt, peynir, tereyağı gibi) yememek ve istenilen miktarda sıvı alamamak demektir.

BÖBREK NAKLİ
Hastaya canlıdan (birinci veya ikinci derece yakın akrabalarından) ya da kadavradan (beyin ölümü gerçekleşmiş ancak kalp ve solunum desteği sağlanan hastalardan) alınan bir böbreğin yerleştirilmesidir. Takılacak böbreğin uygun olması için hastanın kan grubu ve doku grupları ile uyumlu olması gerekir. Tüm bunlara rağmen böbreğin atma ihtimali mevcuttur. Canlıdan alınan böbrekler ortalama on beş yıl, kadavradan alınan böbrekler ise ortalama on yıl hastaların ihtiyacını karşılayabilmektedir. Ancak kırk yıldır sağlıklı şekilde yaşayan ve takılan böbrekleri çalışmaya devam eden hastalarda mevcuttur. Böbreğin atma ihtimalini azaltmak için hastaların ömür boyu bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar kullanmaları gerekmektedir.

KBY'NİN PSİKOLOJİK ETKİLERİ
KBY hasta ve yakınlarında önemli psikolojik sorunlara sebep olabilir. Diyaliz hastalarında ortaya çıkabilecek psikolojik sorunları şöyle sıralayabiliriz: İnkar, isyan, uyum güçlüğü ve davranışsal tepkiler, kaygı bozuklukları, depresyon, cinsel ve uyum sorunlarıdır. Ortaya çıkan bu sorunlar tedavi edilmezlerse doğrudan fiziksel hastalığın gidişatını olumsuz etkileyebilir.

Diyaliz hastaları arasında en yaygın psikolojik rahatsızlık depresyondur. Hastalarda görülen belirtiler hastanın böbrek fonksiyonlarını, iş ve ailedeki yerini, zaman ve parasal kaynaklarını ve cinsel fonksiyonlarını kaybetmiş olmaya göstermiş olduğu tepki sonucu oluşur. Bu bağlamda kişi ümitsizlik, karamsarlık, çaresizlik, suçluluk duygusu, değersizlik, hiçbir işe yaramama hissi, isteksizlik, hayatla olan ilgi kaybı, ölüm düşünceleri, intihar gibi depresif belirtiler yaşayabilir. Diyete uymama, diyalizi reddetme gibi uyum güçlükleri sık olabilir. Bu hastalarda aynı zamanda diyaliz makinesine bağımlı kalma ve hareket özgürlüklerinin kısıtlanmasına bağlı saldırgan davranışlar görülebilir. Hastalığın yaşam kalitesini etkilemesi, gelecek belirsizliği, cinsel işlevlerin bozulacağı korkusu, ekonomik yetersizlikler ve aile düzeninin bozulması kaygıya sebep olan durumlardır.

Diyalizin olumsuz psikolojik etkilerini sadece hastalarda değil hasta yakınlarında da görebiliriz. Diyaliz hastası ile ilgilenmek ilgilenen kişinin işine, dinlenmesine, sosyal ilişkilerine sınırlı zaman kalmasına ve hastanın durumuna göre yeni bir zaman planlaması yapmasına sebep olabilir.

Hastalarda olduğu gibi hasta yakınlarında da özellikle eşlerde depresif ruh hali, uykusuzluk, kızgınlık, gelecek konusunda umutsuzluk, yorgunluk, bıkkınlık ve suçluluk gibi belirtileri görmek çok olasıdır.

ÖNERİLER Yaşanan olumsuz duygulanımlar böbrek hastası olmayı kabullenmeyi, hastalıkla yaşamayı öğrenmeyi ve yeniden üretken yaşama dönmeyi engellememelidir. Duygularını ifade edebilen, yeni ilgi ve yaşam alanları yaratabilen, gerçekçi yaşam hedefleri belirleyebilen hastalarda uyum daha kolaydır. Yeni diyaliz hastası olan birisi için bu durumu kabullenmek elbette kolay bir süreç değildir, zaman ve çaba gerektirir ancak aşılmaz bir engel de değildir. Önemli olan kişinin kendisini daha güçlü kılarak yaşama yeniden sarılması ve hastalıkla baş etmeyi öğrenmesidir.

Hastalıkla baş edebilmemin ilk yolu hastalık hakkında bilgi sahibi olmaktır. Kişi bu şekilde kendisini daha güvende hisseder, diyalizden korkmaz ve makineden risk almadığını düşünür. Bu süreçte tedavi ekibi ile hastanın ilişkileri ve diyaliz ortamı hastanın uyumu için önemlidir. Tedavi ekibinin tutumu ve desteği, hastanın kaygısının azaltılmasında ve tedaviye uyumunda önemlidir.

Hastalığın üstesinden gelmenin diğer bir yolu hastanın kendisini işe yaramaz insan duygusundan çıkartabilmesi için bir uğraş bulmasıdır. Özellikle genç böbrek hastalarının halk eğitim merkezlerine, akşam sanat okullarına yönlendirilmeleri, açılan etkinliklere ve kurslara katılmaları ve fiziksel sağlığının elverdiği ölçüde meslek edinmeleri önerilebilir. İlgileri doğrultusunda sanatsal aktiviteler, doktor önerisinde bazı bedensel etkinlikler yapabilirler veya kişisel anlamda kendilerini geliştirerek zamanlarını etkili kullanabilirler.

Akraba ve arkadaş ziyaretleri yaparak sosyal çevrelerinden korumaya çalışmak yapmaları gereken diğer bir iyileştirici faaliyettir. Nedeni ise sosyal destek almanın psikolojik uyumu olumlu yönde etkiliyor olmasıdır. Sosyal destekten kastedilen kişinin güvenebileceği, kendisini koşulsuz olarak açabileceği ve koşulsuz olarak sevilebileceği birilerinin yanında hissetmesidir. Arkadaştan ve aileden alınana sosyal desteğin depresyon ve kaygı üzerinde olumlu bir etkisi olduğu bulunmuştur. Ailelerin hastalarına güven ve destek verici davranışlarda bulunmaları konusunda eğitilmeleri gerekmektedir.

Son olarak gelen hastalarımıza yaşamlarını güzelleştirecek, verimli kılacak faaliyetlerde bulunmalarını, diyetlerine uyarak ve kendilerini riske atmamalarını, aile ve dostlarıyla hissettiklerini paylaşarak hastalıklarının psikolojik yükünü azaltmalarını ve üstesinden gelemedikleri durumlarda da bir uzmandan yardım istemeleri öneriyoruz.

Bu broşürde yer alan bilgiler, Türk Psikologlar Derneği adına Uzm. Psk. İrem İ. Micozkadıoğlu tarafından hazırlanmıştır.

Broşürü istediğiniz kadar çoğaltabilir, kaynak göstermek kaydıyla kullanabilirsiniz.



Broşürün sayısal kopyası bulunmakta...

Broşür  (262. Kb)